Yazıver
Kütüphane
MASALDeniz'inYolculuğuYAZIVER

Masal

Deniz'in Yolculuğu

Fırıncının unuttuğu küçük bir hamur parçası, Deniz adıyla yaşanır ve gece boyunca yuvasına, sıcak fırına dönmeye çalışır.

1 bölüm · 593 kelime · Sözlü Destan Tonu üslubu

14 Ağustos 2026 tarihinde paylaşıldı

1. BölümHamur Parçasının Uyanışı

Sabah, ışık fırının kapısından sızarak taş zemine düştüğünde, Deniz'in bundan haberi yoktu. Henüz Deniz değildi o—adı bile yoktu, yalnızca taze hamur, buğday rengi, ustanın geniş ve ılık ellerinin arasında. Fırıncı Hasan sabah erkenden geldiği gibi, soğuk hamuru tezgâhına koydu. Ekmekleri yoğurmaya başladı. Şırıl şırıl akan hamur, Hasan'ın bileğinin altında yol açıyordu. Bir ekmek, bir ekmek, bir ekmek daha. Tarladan gelen hava fırının penceresine çarptığında, Hasan ıslık çaldı.

Öğleden sonra, güneş zirveyi geçmişti. Hasan tezgâhının ucundaki hamuru bölme işine hazırlanıyordu. Keskin bıçak parçalı hale getirmeye başladı. Deniz—hâlâ Deniz olmamakla birlikte—kesimin son kısmında, ustanın hızlı hareketi sırasında düştü. Tezgâhın ön ayağının arkasında, zemin ile çatının arasındaki dar boşlukta kaldı. Hasan bunu görmedi. Görmemesi gerekiyordu zaten, çünkü öğleden sonra başka işleri vardı. Kapı çarpıldı. İşi bitiyordu.

Gece geliş koyu bir kapıyı açmak gibi olmuştu. Boşlukta uyuyan hamur uyandığında, ne bir ses vardı, ne tanıdık bir koku. Burada olan tek şey sessizlik ve soğuktu. Hamur ilk kez kendini hissetti. Çünkü soğuk bir hamuru yapıdığını, bir şekli olduğunu ve bu şeklin genişlemek istediğini gösterdi. Yavaş yavaş kabarıp şişti. Bir saat, iki saat. Işık yoktu—yalnızca ağır karanlık.

Yosunlu kütüğü görmeden buldu Deniz. Koyu, oyuk, ve açık olan bu oyuk Deniz'e bir ev gibi geldi. Bir sonraki anlarda, içeride bir hareketlilik oldu.

Karınca, altı bacağını hızlı hızlı hareket ettirerek kütüğün yosunlu iç duvarlarında yürüyordu. Bu kütük onun yeri değildi ama evi gibi davranıyordu. Yosunun arasında, o küçük beyaz şeyi görmesi şaşırtıcı oldu. Hareketli ve tıpkı başka bir canlı gibi titreyen. Karınca antennelerini kaldırdı. Titreşim var demekti. Bu şey, buraya ait değildi. Ama burası da aslında hiçbir şeyin ait olduğu yer değildi—bahçeleri ait, ormana ait, yolları ait. Karınca'nın kafası bir anda berrak oldu. Bu işi hallederdi.

— Ey sen! dedi Karınca, sesiyle oyuğu titrettirerek. Nereden geldin?

Deniz'in tepkisi korku ile merakın çarpışması gibi geldi. Bir ses. Başka bir canlı.

— Ne... ne işte? diye sordu Deniz. Adı olmayan bu hamur, yeni uyandığı için sorguladı. Kim ben? Nerede ben? Ama en çok: Acı mı?

Karınca aşağı indi. Adımları güvenli idi. Her adımında bir karar vardı.

— Acı değil, dedi. Bilmece sorlayorum. Sen nedir?

— Bilmem, dedi Deniz. Taze ve kabarıyorum. Sayılı. Beyaz, ama değilim. Istıyor... istıyor muyum bir şey? Nerede burası?

Karınca, antenneleri ucuyla hamuru hafifçe yokladı. Taze hamur. Fırından. Bunu bilmek kolaydı.

— Yol kaybettin, dedi Karınca. Fırını bilir misin?

— Fırın! diye sevinçle çıkardı Deniz. Evet! Biliyorum. Sıcak. Parlak. Ellerim... yani ben. Hasan Usta'nın ellerinde! Orası benim! Orası... evim mi?

— Evim deme henüz, dedi Karınca kuru bir sesle. Burası koyu, burası soğuk. Fırın sıcak mı? Parlak mı? Sen buraya deniz gibi akıp gelmişsin, hamur parçası. Adın Deniz olsun. Adı olmayan bir şey, yolu bulamaz.

Deniz. Adı vardı. Bu önemli bir şeydi. Taze hamur, artık Deniz olmuştu.

— Fırına nasıl geri giderim? diye sordu Deniz, titrek bir sesle. Sıcaklık istiyorum. Hasan Usta'yı istiyorum. Neden ben buradayım? Dün sabah... dün sabah ne vardı? Unutdum!

Karınca, kütüğün kenarına tırmandı. Bahçeye bakan açıklık burası. Yıldızlar başlamıştı yukarıda. Ay da yükseliş halindeydi, sarı ve yarım.

— Gece hızlı geçer, dedi Karınca. Sabah gelir. Sabah geldiğinde, seni fırına götüreceğim. Yol vardır. Yol uzundur. Yol tehlikeli midir? Bilmem. Ama yol vardır.

Deniz, kütüğün içinden yukarı baktı. Ay görmek için kafası yetmedi. Yalnızca ay ışığının az bir kısmı iç oyuğa sızmış, hamuru gümüş gibi göstermişti. Deniz'in taze kabarması daha biraz devam edecekti. Sabaha kadar büyüyecekti. Çünkü hamur beklemekle kabarır. Sabrı yoktur hamurda.

— Yol tehlikeli mi? diye fısıltı ile sordu Deniz. Fırına ulaşır mıyım? Hasan Usta beni arayacak mı?

Karınca cevap vermedi. Antenneleri karanlığı yokluyordu. Deniz'in sorularının cevabı, ancak gece boyunca yazılacaktı. Ve henüz gece yeni başlıyordu.

593 kelime

Bu kitap Yazıver ile yazıldı.

Sahibi paylaşmayı seçtiği için burada. Sen de bir tür seçip konuyu kendi cümlelerinle anlat; bölüm planını onayla, gerisi yazılsın.

Kütüphaneden başkaları