Yazıver
Kütüphane
MASALYastığınAltındaki BulutYAZIVER

Masal

Yastığın Altındaki Bulut

Uyumak istemeyen küçük Efe, yastığının altında yaşayan minik bir bulutla tanışır ve onunla birlikte gece gökyüzünde yıldız toplamaya çıkar.

1 bölüm · 892 kelime

11 Ağustos 2026 tarihinde paylaşıldı

1. BölümYastığın Altındaki Sır

Yastığı, üzerinde küçük yıldızlar olan mavi bir kılıfa sarılıydı. Efe onu her gece kucaklardı ama bu gece yastık bambaşka bir şey saklıyordu.

Oda karanlıktı. Perdenin arasından ay ışığı sızıyordu. Efe battaniyesinin altında dönüp durdu. Bir sağa döndü, bir sola döndü. Gözlerini kapadı, hemen açtı.

— Uyumak istemiyorum, diye mırıldandı.

Tam o sırada yastığın altından hışırt bir ses geldi. Fış, fış, fış!

Efe donup kaldı. Kalbi küt küt attı. Yastığını yavaşça kaldırdı.

Orada, avuç içi kadar küçük, gri-beyaz bir bulut duruyordu. Yumuşacık görünüyordu, tıpkı pamuk şekeri gibi.

— Merhaba! dedi bulut. Ben Puf! Puf puf!

Efe gözlerini kocaman açtı.

— Sen... sen konuşan bir bulut musun?

— Elbette! dedi Puf, gülümseyince şekli değişip yuvarlaklaştı. Yüz yıllık bir bulutum ben. Yastığın altında yaşarım, uyumayan çocuklara görünürüm!

— Neden benim yastığımın altında yaşıyorsun? diye sordu Efe.

— Çünkü sen hâlâ uyanıksın, tabii ki! Uyumayan çocuklar en eğlenceli çocuklardır. Puf puf!

Efe yastığı iyice kaldırdı, Puf'a daha yakından baktı. Bulut hafifçe titreşiyor, sanki nefes alıyormuş gibi büyüyüp küçülüyordu.

— Peki ya neden geldin? diye sordu Efe. Bir şey mi oldu?

Puf'un gülümsemesi birden ciddileşti, ama yine de tatlıydı.

— Bu gece gökyüzünden yıldızlar düşüyor, Efe. Düşüyor, düşüyor, kayboluyor! Onları toplamamız lazım, yoksa gökyüzü kapkaranlık kalır.

— Yıldızlar düşer mi hiç? diye sordu Efe, gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

— Düşer tabii! Bazen çok yorulurlar, tutunacak yerleri kalmaz. Ama merak etme, ben onları hep bulurum. Bu gece sen de bana yardım edecek misin?

Efe bir an düşündü. Karanlık pencerenin arkasında bekliyordu, biraz korkutucuydu. Ama Puf'un gözleri o kadar neşeliydi ki, korkusu küçücük kaldı.

— Peki ya düşersem? diye sordu yine de.

— Düşmezsin! dedi Puf, kahkaha atarak. Ben yumuşağım, sen de üstümde tüy gibi hafifsin. Hadi, gel!

Puf birden büyümeye başladı. Avuç içi kadarken, bir yastık kadar oldu, sonra bir yorgan kadar, sonra da tam Efe'nin binebileceği kadar büyüdü.

Efe yatağından kalktı, çıplak ayaklarıyla soğuk zemine bastı. Puf'un sırtına tırmandı. Bulut, tıpkı yumuşak bir yastık gibiydi, ama uçmaya hazırdı.

— Hazır mısın? diye sordu Puf.

— Hazırım! dedi Efe, sesinde hem heyecan hem biraz titreme vardı.

Pencere kendiliğinden aralandı. Serin gece rüzgârı içeri süzüldü. Puf, Efe'yi sırtında taşıyarak pencereden süzülüp çıktı.

Efe'nin dağınık kahverengi saçları rüzgârda uçuştu. Aşağıda evler küçücük kutucuklar gibi görünüyordu, sokak lambaları sarı noktalar gibi parlıyordu.

— Vay canına! diye bağırdı Efe. Çok yükseğiz!

— Yükseğiz, yükseğiz, yıldızlara doğru gidiyoruz! diye şarkı söyler gibi konuştu Puf.

Gökyüzü, Efe'nin hiç görmediği kadar büyüktü. Kadife gibi lacivert bir örtü, üzerinde binlerce ışık noktası. Ama bazı yerlerde karanlık boşluklar vardı, sanki birileri gökyüzünden birkaç ışığı çalmıştı.

— İşte orada! dedi Puf, minik bir kolunu uzatarak. Bir yıldız düşüyor!

Gerçekten de, sarı bir ışık parıltısı yavaşça aşağı süzülüyordu, tıpkı bir ateş böceği gibi.

Puf hızlandı. Efe sıkıca tutundu, yüzüne çarpan rüzgârdan gözlerini kısarak baktı. Puf, düşen yıldızın altına süzüldü, Efe elini uzattı ve yıldızı avucuna aldı.

Sıcaktı. Tıpkı güneşte ısınmış küçük bir taş gibi. Işığı parmaklarının arasından sızıyordu.

— Yakaladım! diye bağırdı Efe. Yakaladım, Puf!

— Aferin sana! Şimdi onu kavanoza koy.

Puf'un yanında asılı duran küçük, cam bir kavanoz vardı, içi zaten birkaç ışıkla parıldıyordu. Efe yıldızı içine bıraktı. Kavanoz hafifçe titredi, sanki mutlu olmuştu.

— Peki ya kaç tane daha var? diye sordu Efe.

— Say bakalım! dedi Puf, gülerek. Bir, iki, üç... Daha çok var, ama merak etme, ikimiz varız!

Uçtular, döndüler, süzüldüler. Bir yıldız bir bulutun arkasına saklanmıştı, onu gıdıklayarak çıkardılar. Bir başkası bir kuş gibi kaçmaya çalıştı, Puf peşinden koştu, Efe kahkahalarla güldü. Üçüncü bir yıldızı ise ay ışığının içinde buldular, öyle parlaktı ki gözlerini kamaştırdı.

Kavanoz doldukça doldu, içinde küçük bir gökyüzü taşıyor gibiydiler.

Sonunda Puf, kabarık, yumuşak bir bulut tepesine kondu. Efe'nin ayakları bulutun içine gömülüyordu, tıpkı yumuşak bir halıya basar gibi.

— Biraz dinlenelim, dedi Puf, kendini geniş bir yastık şekline getirerek.

Efe onun yanına oturdu. Aşağıda dünya küçücük parlıyordu, yukarıda ise gökyüzü onları sarmalıyordu.

— Puf, dedi Efe, peki ya yıldızlar bize kızmaz mı? Onları kavanoza koyduk diye?

— Hayır, hayır! dedi Puf, kıkırdayarak. Onlar bir süre dinlenmeyi sever. Ama şimdi onları eve götürme vakti geldi.

Efe kavanozu kucağına aldı. İçindeki ışıklar hafifçe titriyor, sanki gülümsüyorlardı.

Puf, Efe'yi tekrar sırtına aldı ve gökyüzünün en karanlık, en boş köşesine doğru uçtu.

— Şimdi, dedi Puf, her birini nazikçe fırlatacağız. Tıpkı bir tohum eker gibi.

Efe kavanozun kapağını açtı, ilk yıldızı avucuna aldı ve elini yukarı kaldırdı. Yıldız parmaklarından süzülüp havalandı, döne döne yükseldi ve karanlık boşluğa yerleşti. Işığı hemen parladı.

— Başardım! diye bağırdı Efe.

Bir bir, hepsini fırlattılar. Her yıldız kendi yerini buldu, gökyüzü yeniden ışıl ışıl oldu, sanki hiç karanlık kalmamış gibi.

Puf, gökyüzüne baktı, sonra Efe'ye döndü.

— İşte böyle, dedi. Şimdi gökyüzü yine tamamlandı.

Efe gökyüzüne uzun uzun baktı. Yıldızlar ona göz kırpıyor gibiydi.

Gözleri ağırlaşmaya başlamıştı. Kollarını esneyerek gerdi.

— Sanırım artık yorgunum, dedi.

— O zaman eve dönme vakti, dedi Puf, yumuşakça.

Puf onu tekrar pencereye kadar taşıdı. Efe usulca odasına süzüldü, yatağına atladı, battaniyesini üzerine çekti.

Puf, yastığın kenarına kondu, küçülmeye başladı, yeniden avuç içi kadar oldu.

— Yarın gece yine gelecek misin? diye sordu Efe, sesi uykuyla ağırlaşmıştı.

— Her gece geleceğim, dedi Puf. Sen uyusan da uyumasan da, ben yastığının altında olacağım.

Efe gülümsedi. Gözkapakları ağırlaştı, kapandı.

Karanlık artık korkutucu değildi. Çünkü şimdi biliyordu ki, yastığının altında küçük bir arkadaşı vardı, gökyüzünde ise onların birlikte yerleştirdiği yıldızlar parlıyordu.

Uykuya dalarken son bir soru geçti aklından: Acaba yarın gece hangi yıldız düşecekti?

892 kelime

Bu kitap Yazıver ile yazıldı.

Sahibi paylaşmayı seçtiği için burada. Sen de bir tür seçip konuyu kendi cümlelerinle anlat; bölüm planını onayla, gerisi yazılsın.